Home » Hiçliğin Özgürlüğü: Ajansal Sanat by Ceren Selmanpakoğlu
Hiçliğin Özgürlüğü: Ajansal Sanat Ceren Selmanpakoğlu

Hiçliğin Özgürlüğü: Ajansal Sanat

Ceren Selmanpakoğlu

Published 2014
ISBN :
Paperback
256 pages
Enter the sum

 About the Book 

Hiçliğin Özgürlüğü: Ajansal Sanat, atıflarla inşa edilmiş olan “toplumsal gerçekliği” nasıl yeniden üretmeden, yeni bir gerçeklik tasarısı yapılabileceğinin arayışıdır. Toplumsal gerçeklik içinde inşa edilen özne, Sartre’ın deyimiyle oldurulmuş özne,MoreHiçliğin Özgürlüğü: Ajansal Sanat, atıflarla inşa edilmiş olan “toplumsal gerçekliği” nasıl yeniden üretmeden, yeni bir gerçeklik tasarısı yapılabileceğinin arayışıdır. Toplumsal gerçeklik içinde inşa edilen özne, Sartre’ın deyimiyle oldurulmuş özne, “gerçekliği” aslında özgürlüğünden, sorumluluklarından kaçmak için devam ettirir. Bu temel tespit tüm olgulara ajan gibi nüfuz ettirildiğinde “gerçekliğin” atıfları bir bir kendini dağıtmaya başlar ve böylece öznenin hem özgürlüğü hem de sorumlulukları geri ona teslim edilir. Aynı ajansal işlem, sanatın “özerk” bir kurum olduğu yanılsamasına ve “gerçekliği” yeniden üretmesine, dahası Baudrillard’ın dediği gibi “gerçekliğin” ikizini yaratarak bir komplo içinde olmasına uygulandığında, sanatın sorumluluğu da ona devredilmiş olur. Böylelikle, sanata alternatif bir sanat tavrı olarak ajansal sanat, özneye, oldurulmuşluğundan kurtulup hiçliğin özgürlüğünü keşfettiğinde, bilinçli olarak kendini kurmayı seçebilme ve böylece her şey olabilmenin coşkusunu yaşayabilme potansiyelini gösterir. Bu kitap, okurun ilgisini çekebilecek birkaç farklı potansiyele sahip: İlk olarak, okurun içinde yaşadığı, yürüttüğü ama sürekli şikâyet ettiği toplumsal gerçekliğin hem nasıl bir işlem içinde olduğunu anlamasına hem de aslında bu yapının sorumlusunun kendisi olduğunu ona fark ettirerek sorumluluk ve yetkisini kendi eline almasına aracılık etme potansiyelidir. Bunun yanında, özellikle sanatla ilgilenen okurların sanata yükledikleri atıflarının aslında yine sorumluluğu sanata transfer etmek olduğunu anlamalarını sağlama potansiyelidir. Sanat kurumu içinde olanların ise, hiyerarşik atıflar üzerinden inşa edilen ve “gerçekliği” yeniden üreten konumlarında aslında hükümsüz olduklarını ve bu yanılsamalı konumlandırmayı takip etmeyi seçmiş olduklarını deşifre etme potansiyelidir. Tüm bunlar bu çalışmanın potansiyelleridir ama buradaki analiz, tespit ve önermeleri değerlendirip uygulamaya sokacak, yani yanılsamasından ve oldurulmuşluğundan vazgeçip sorumluluklarını ve özgürlüğünü sahiplenmeyi seçecek ya da seçmeyecek olan okurun kendisidir. Tüm bunların yanında, bu çalışmanın tamamlandığı sırada başlayan “Gezi Parkı” olaylarının düşünsel ve toplumsal arayışları bağlamında, bu kitap, hem bir güç hem de güçsüzlük olarak iktidar arzusu içinde olmamanın, dahası tahakküm edilmek kadar tahakküm etmenin de reddedilmesinin, koşullu özgürlükten değil, özgürlükten kaynaklandığını ve siyaset kurumuna transfer edilen sorumluluğun feshedilmesi halinde elde edilecek gücün toplumsal yapıyı dönüştürecek kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu göstermesi bakımından yararlı olabilecektir.